Ya olduğun, ya da göründüğün gibi...

ilk yayınlanma tarihi: 26.12.2001

Mevlâna'yı terkedeli çok oldu. Unutuldu gitti. Senede bir de olsa hatırlatılırdı.

Ya olduğun, ya da göründüğün gibi...
Ali Gedik

Ya olduğun, ya da göründüğün gibi...



Şimdi misyonerlik moda... Küreselleşmek için öyle de olmak gerekiyor. Mevlana gerçeği bu küreselleşme oyununa ters düşüyor. Çünkü Mevlana'nın hoşgörüsü insanları birlik ve beraberliğin, güven ve huzurun kaynağına, yani Allah'a götürür.

Misyonerlerin hoşgörüsü ise seni "Kurtlar sofrasında rakı mezesi yapar. İşin bitti mi de çiğnenmiş sakız gibi sokağa tükürür."

Çok uzaklara ve derinlere gitmeden biraz düşünürsek Türkiye'nin dünden bugüne başına gelenlerin pişmiş tavuğun başına gelmediğini görürsünüz.

Hani Balkanlar, hani Ortadoğu, hani Kafkaslar... Ve şimdi hani nerde Türkiye Cumhuriyeti Devletini siyasi, ekonomik ve kültürel bağımsızlığını temsil edecek irade? Hani nerde topraklarında 4 mevsimin yaşandığı bu ülkede tarımda, hayvancılıkta, madencilikte, taşımacılıkta, ormancılıkta, sanayide, topyekün üretim ve pazarlamada milleti seferber edecek irade?

Hani nerede diliyle, kültürüyle, ilmi, fikri ve akademik çalışmalarıyla gerçek manada insanlığa hizmet yarışında bende varım diyen irade?

Yazı başlığı olarak niçin Mevlana'nın "Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol" sözlerinden yola çıktık.

Sen istesen de istemesen de Balkanlardasın, Ortadoğudasın, Kafkaslardasın. Hatta sen ısrarla inkâr etsen bile seni hep oralarda görüyorlar. Ve sen eğer oralarda yoksan bil ki, Türkiye'de, Anadolu'da da yoksun... Çünkü seni orada görenler hesabını ona göre yapıyorlar ve ayağının altındaki toprağını da almak istiyorlar.

Ve yine sen kendi gerçek varlığını, gerçek gücünü ve gerçek kimliğini bilmez, tanımaz ve göremezsen elindekinin de bir kuş gibi uçup gitmesine mani olamazsın.

Zaten ne zamandan beri elinde açık dolaşıyorsun?..

Evet ne demiştik? Mevlanayı terkedeli çok oldu. Unutulup gitti. Şimdi misyonerlik moda... Bir zamanların değil bütün zamanların güneşlerine sırt çevirirsen elinde yalancının mumlarıyla nereye kadar gidebilirsin bunu hep birlikte göreceğiz.

Dileğim; Batının da muhtaç olduğu güneşlerimizle onlara gidelim. Yoksa batının bize sunduğu mumlarla yola çıkmak esasen batı adına bir kayıptır.

O halde biz neyiz? Biz Türk ve Müslümanız. Peki Batı bizi nasıl görüyor? Onlar da bizi Türk ve Müslüman olarak görüyorlar.

Dolayısıyla biz olmak isteğimiz gibi değil olduğumuz gibi, Batının da bizi görmek istediği gibi değil, gördüğü gibi olmak zorundayız.