HZ. ALİ / VELAYETİN BAŞI II…..

Dünden devam eden

                                                          GAZALARDA HZ. ALİ

HZ. ALİ / VELAYETİN BAŞI II…..
Prof. Dr. Haydar Baş

HZ. ALİ / VELAYETİN BAŞI II…..

Şecaatin timsali Hz. Ali (k.v.), Resulûllah ile beraber Tebük ha­riç bütün muharebelere iştirak etmiş, göstermiş olduğu harika fe­dakârlıklarla “Allah’ın Arslanı” olma şerefini kazanmıştır. Resul-i Ekrem (s.a.v.), Tebük seferine çıkarken Hz. Ali’ye Medine’de kal­masını ve bu seferin uzaklığı sebebiyle aile içinde bulunmasını em­retmişlerdi. Bu sefer de cihaddan geri kalmak Allah’ın Arslanı’na ağır gelmiş ve huzura çıkarak, “Ya Resulallah, Sen Beni kadınlar ve çocuklar içinde mi bırakıyorsun?” dediğinde, Resul-i Ekrem (s.a.v.), cevaben öyle buyurmuştu: “Ya Ali! Musa’ya göre Harun ne ise Sen de Bana osun, ancak Benden sonra peygamber yoktur.”

Hayber günü İslam’ın bayrağını Hz. Ali (k.v.) taşıyordu. Resul-i Ekrem (s.a.v.) buyurdu: “Müslümanların bayrağını yarın bir kişi­ye vereceğim ki, Allah fetih ve zaferini O’nun iki eline müyesser kılacaktır, O, Allah ve Resulü’nü sever, Allah ve Resulü de O’nu sever.” (Tecrîd-i Sarîh Terc, 10/280)Ve gerçekten Hayber, Hz. Ali’nin eliyle fetholundu.

Bir muharebede, bir kafiri yere yatırıp tam haklayacağı bir sıra­da, kafirin yüzüne tükürmesi sebebiyle onu öldürmekten vazgeçen Hz. Ali’ye kafir sorar; “Beni niçin öldürmüyorsunuz?” O büyük mücahid, bütün mücahidlere ve dava erlerine ebedî bir mesaj ola­rak şu müthiş cevabı verir; “Ey kafir! Ben, seni Allah için öldüre­cektim. Sen, yüzüme tükürdün ve nefsimi incittin. Şimdi bu hâl ile seni öldürsem nefsim için öldürmüş olurum, katil olurum. Kalk, bırakıyorum seni!” Bu hâl, kafirin iman etmesine vesile olur.

Bir gazada da Hz. Ali yaralanmış, vücuduna bir ok isabet etmiş­ti. Okun çekilmesi gerekiyordu, kendisine teklif edildiğinde bunun ancak namaza durduğunda mümkün olabileceğini söyledi. Nitekim O, büyük huşû ve huzurla namaza duruyor ve ok çıkarıldığı hâlde duymuyor. Bu hâl, O’nun huşû, huzur, ihlas ve takvasını gösterir.

                                               VELAYETİN BAŞI, HİKMET KAPISI ALİ

Pek çok hasletleriyle zirvede olan o büyük insan Hz. Ali’nin (k.v.) asırlara damgasını vuran, Kıyamete kadar da feyiz menbaı olarak devam edecek olan ulvi ve temel hususiyeti; onun hikmet kapısı ve velayetin başı olmasıdır. Son Peygamberden sonra Hakk’a vuslatta kapanan nübüvvet yolunun yerine velayet yolu kâim olmuştur. Bu yolun sahibi ve başı Hz. Ali’dir (k.v.). Kıyamete kadar insanlara feyz saçacak olan Ehl-i Sünnet meşreplerinden 8’i cehri zikri esas alarak Hz. Ali’ye metod olarak ve 12 hak meşrebin tamamı da feyz menbaı olarak O’na istinat eder.

Celaleddin Suyutî (r.a.) Hazretleri, çeşitli yollardan çıkardığı ‘hasen hadisler’le Hz. Ali’nin (k.v.), cehri zikri Resul-i Ekrem’den (s.a.v.) nasıl ahz ü telakkun ettiğini şöyle rivayet ediyor:

“İmam-ı Ali’den (r.a.) rivayet olunuyor ki: Ben, Allah’ın Re­sulü’nden sordum, dedim ki: ‘Ya Resulallah, Bana Allah’a varan en yakın yolu göster. Kullara en kolay ve Allah indinde en üstünü olsun.’ Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: ‘Ya Ali! Allah Teâlâ Haz­retlerini gizli ve âşikâre zikretmelisin.’ Ali dedi ki: ‘Ya Resulallah, insanların hepsi zikrediyorlar. Ben, Bana mahsus bir şey söylemeni istiyorum.’ Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: ‘Benim ve Benden ön­ceki peygamberlerin söylediklerinin en üstünü Lailahe illallah’tı. Eğer yedi kat gök ve yedi kat yer bir kefeye, ‘Lailahe illallah’ da öteki kefeye konulsa, ‘Lailahe illallah’ ağır gelir.’ Sonra buyurdu ki: ‘Ya Ali! Yeryüzünde Allah Allah diye zikredenler bulundukça kıyamet kopmaz.’ Bunun üzerine Ali (r.a.) arz eyledi ki; ‘Nasıl zik­redeyim ya Resulallah?’ Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki: Ya Ali! Gözlerini yum ve Ben üç kerre lailahe illallah diyeyim, Benden işit sonra üç kerre lailahe illallah’ı Sen söyle, Ben işite­yim.” (Şa’ranî, el-Envârü’l-Kudsiye )

Böylece, velayet yolundan seyr ü sülûk edeceklerin ders ve ev­radı tarif edilmiş oldu. Ve Hz. Ali, kurb-u velayet yolunun sahibi oldu. Bu konuda İmam-ı Rabbânî şöyle der: “Bu yoldan vâsıl olan­ların muktedası, reisi, o büyüklerin feyiz kaynağı Hz. Ali Murte­za’dır. Bu şanı büyük mansıp, O’na taalluk eder.

 

Prof.Dr. Haydar BAŞ   Rahmeten li’l-Alemin cilt 1 Kitabı sayfa : 195 /202

Yazıyı hazırlayan: Gökhan Demir

 Devam edecek