Karadeniz’de gerilim Türkiye’yi yakar.....

Ülkemizin etrafı gerilimlerle doluyken, maalesef buna bugüne kadar hiçbir gerilim yaşamadığımız Karadeniz de eklendi.

<Karadeniz’de gerilim Türkiye’yi yakar.....

Küresel bilek güreşi, en güvenli denizimiz Karadeniz'e taşındı.

En son hatırladığım kadarıyla Karadeniz'de Birinci Dünya Savaşı sırasında bir gerilim yaşamıştık ve bu sebeple milyonlarca insanımızı kaybettiğimiz bir savaşa girmiştik.

İngiliz gemilerinden kaçan iki Alman gemisine Osmanlı bayrağı takmıştık, isimlerine Yavuz ve Midilli koymuştuk, sonra da mürettebatı Alman olan bu gemiler gidip bilinçli bir şekilde bizi bu amansız savaşa sokmak gayesiyle Rusya'nın Sivastopol limanını bombalamıştı.

Batılı ülkeler, başta ABD olmak üzere epey zamandır Rusya ile hesaplaşmanın projelerini yapıyorlar.

Avrupa ülkelerinin Rusya'ya olan enerji bağımlılığı, Kırım hazımsızlığı, Türkiye'nin Rusya ile yakın ilişkileri ve daha birçok konu onları rahatsız ediyordu ve bir gerilimle birlikte birkaç kuşu vurmanın hesabını güttüler.

ABD, hem böyle bir bilek güreşine tek başına giremeyeceği için, hem de Rusya ile ilişkilerine devam eden ülkeleri kendi yanına çekebilmek için bu bilek güreşini NATO üzerinden yapmayı planladı.

Akdeniz ve Ege üzerindeki gerginlik ilk kez NATO'nun ve Rusya'nın bu kadar büyük güç yığmasıyla Karadeniz'de gerçekleşiyor.

ABD'nin Dedeağaç başta olmak üzere Yunanistan'ın birçok yerine askeri üsler kurması, buralara asker, askeri araç, silah ve mühimmat yığması, ABD savaş gemilerinin son zamanlarda daha sık bir şekilde Kardeniz'e giriş çıkış yapmaları ve daha birçok adım, Rusya tarafından tedirginlikle takip ediliyordu.  

19-29 Mart tarihleri arasında Karadeniz'de yapılan SeaShield 2021 tatbikatına Türkiye, ABD, Romanya, İspanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Polonya katılmıştı. Tatbikatta yer alan Türk gemisi ise, TCG Kemalreis'ti.

ABD, bu tatbikatın amacını her ne kadar müttefik ülkelerin güvenliğini korumak olarak açıklasa da, asıl amacının Rusya ile bilek güreşini NATO'yu da yanına alarak Karadeniz'de gerçekleştirmek olduğu net görülüyor.

Rusya bu tehdidi gördüğü için dünyanın birçok yerinde bulunan savaş uçaklarını buraya yönlendirdi. Egemenlik sahasını korumak için savaş gemilerini, denizaltılarını alarm pozisyonuna getirdi.

İşin garip tarafı, her konuda Rusya ile askeri işbirliği halinde olan, S-400 savunma sistemlerini alan, TürkAkım projesinde Rusya ile enerji diyalogu olan, ülkesinde Ruslara nükleer santral kurdurtan Türkiye sırf NATO üyesi olduğu için bu gerilimde ABD'in yanında yer aldı.

Hani şu S-400 aldık diye bizi CAATSA yaptrırımları kapsamına alan ve "düşman" ilan eden, parasını ödediğimiz F35'leri bize vermeyen ABD'nin yanında.

Hani şu papazlarını vermediğimiz için doları fırlatarak ülkemiz ekonomisini allak bullak eden ABD'nin yanında.

Hani şu Ege krizinde Yunan'ın yanında yer alan ve burnumuzun dibine, Lozan'a ters olmasına rağmen askeri üsler kuran ABD'nin yanında.

Hani şu Türkiye'ye Ege'de ve Doğu Akdeniz'de gözdağı vermek için, Arap ülkeleri de dahil bölgeye toplayan ve tatbikat üstüne tatbikat yaptıran ABD'nin yanında.

NATO'nun Türkiye'ye bugüne kadar terörle mücadele de dahil hiçbir faydası olmadı.

Ama NATO'nun teröre verdiği destekle alakalı birçok belgeli örnek var.

Bize güvenmedikleri için Malatya Kürecik'e kurdukları radarın düğmesine basma yetkisini bile bize vermediler.

Patriot sistemlerini istedik, önce oyaladılar, sonra vermediler.

Kıbrıs haklı davamzda bizi nasıl yalnız bıraktıklarını asla unutmayalım.

Şimdi Karadeniz'de bir gerilime taraf olarak dahil oluyoruz ve bize hiçbir faydası olmayan NATO'nun yanında. Kime karşı? Bize önkoşulsuz bir şekilde tüm teknik bilgilerini de vererek S-400 sistemi satan Rusya'ya karşı.

Biraz akıl, biraz iz'an.

Biz Karadeniz'de Rusya ile komşu ülkeyiz ve yıllardır bu bölgede hiçbir sorunumuz olmadı.

Neden durup dururken kaşınıyoruz, bizi günahı kadar sevmeyen ABD'nin menfaatleri için.

Unutmayalım, ABD gelir bu bölgeyi karıştırır, kızıştırır, sonra sıcak bir gelişme olursa bir anda elini çeker, sen Rusya ile karşı karşıya kalırsın. ABD'nin de hesabı bu zaten.

Bu noktada iki önemli tespiti hatırlatmak isterim.

Birincisi Prof. Dr. Haydar Baş'a ait: "Üzerimizde hesabı olmayan ülkelerle ilişkilerimizi geliştirmeliyiz."

İkincisi ise Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'a ait: "Türkiye'nin dış poliikası küresel birkaç ülkenin iç poltikası haline gelmiştir."

Bu sebeple acilen, "Ne AB, ne ABD, ne NATO tek çözüm bağımsız Türkiye" deme zamanıdır.