KUR’AN-I KERİM’DE EHL-İ BEYT II.....

Dünden devam eden

    Sa’d b. Ebi Vakkas der ki: “De ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, ayeti nâzil olunca, Resûlullah (s.a.v.), Ali’yi (a.s.), Fâtıma’yı (a.s.), Hasan (a.s.) ve Hüseyin’i (a.s.) çağırdı ve buyurdu ki: Allah’ım bunlar Benim Ehl- i Beyt’imdir.” (Sünni Nişaburî, El-Müstedrek-u ala’s-Sahihayn, c. 3, s. 150; aynı rivayet Sünni İbn Hacer Askalani’nin Fethu’l-Bârî, c. 7, s. 105 eserinde de yer almaktadır.)

   Sünni Suyûtî’de de bu konuda rivayet vardır: “Cabir b. Abdullah şöyle nakleder: ‘Kendimiz ve kendinizden’ maksat, Resûlullah (s.a.v.) ve Ali’dir (a.s.). ‘Oğullarımızdan’ maksat Hasan (a.s.) ve Hüseyin’dir (a.s.). ‘Kadınlarımızdan’ maksat ise Fâtıma’dır (a.s.).” (Suyûti, Durrü’l-Mensur, c. 2, s. 38-39)

      Mübahele ayetinde “oğullarımız, nefislerimiz ve kadınlarımız” ifadeleri hep çoğul olarak verilmesine rağmen, Resûlullah (s.a.v.) yanında oğullardan Hz. Hasan (a.s.) ve Hüseyin’i (a.s.), nefislerden Hz. Ali’yi (a.s.) ve kadınlardan sadece Hz. Fâtıma’yı (a.s.) almıştır. Buradaki nükte ile ilgili olarak, bu beş kişinin İslam dinini temsil eden en seçkin beş kişi olması gösterilmektedir. Bunların katılımı tüm Müslümanların katılımı mânâsına gelmekte idi. Bu ayet Hz. Ali’ye ‘Peygamberin nefsi’ olarak hitap etmiştir. Bu mânâda Hz. Ali (a.s.), Resûlullah’ı (s.a.v.) hayatında ve ölümünden sonra tam anlamıyla temsil edebilecek tek ve en kâmil kişidir. (Et-Teşeyyu, Abdullah Ğureyfî, sy. 224)

    Tabii ki peygamberlik makamı bundan istisnadır.  Sünni Fahri Râzi mübahele olayını şöyle nakletmektedir: Resûlullah (s.a.v.) Necran Hıristiyanlarına delillerini açıkladı. Ama onlar kendi cehaletleri yüzünden ısrar ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Gerçekten Allah Bana emretmiştir ki, sizler hücceti kabul et- mediğiniz takdirde sizinle mübahale edeyim.” Onlar: “Ey Ebe’l-Kâsım, (müsaade ver ki) biz dönüp bu mesele hakkında düşünelim, sonra Senin yanına gelelim” dediler. Onlar geri döndüklerinde görüş sahibi olarak kabul ettikleri büyüklerine; “Ey Mesih’in kulu senin görüşün nedir?” diye sordular. O da: “Ey Hıristiyanlar! Muhammed Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir. O, Hz. İsa hususunda doğru olan şeyleri getirmiştir” dedi.

     Mübahele günü Resûlullah (s.a.v.) Hüseyin’i kucağına almış, Hasan’ın elinden tutmuş ve Fâtıma (a.s.) Resûlullah’ın (s.a.v.) arkasından, Ali (a.s.) da Fâtıma’nın (a.s.) arkasından hareket ediyordu. Resûlullah (s.a.v.) bunlara: “Ben dua ettiğimde siz ‘amin’ deyin” buyurdu. Bu hâli gören Necran Hıristiyanlarının din adamı: “Ey Hıristiyan topluluğu, ben öyle (nurlu) yüzler görüyorum ki, eğer Allah’tan dağın yerinden oynamasını isteseler, Allah onların yüzünün suyu hürmetine o dağı yerinden oynatır; (sakın) bunlarla mübahale etmeyin, yoksa helak olursunuz ve kıyamet gününe ka- dar artık yeryüzünde bir Hıristiyan bile kalmaz.” (Fahri Razi, Tefsir-i Kebir, c. 8, s. 85)

                                          EBRAR AYETLERİ

   “İtaat eden ve iyilikte bulunanlar, şüphe yok ki kaselerle şarap içerler ki Kâfur ırmağının suyu da karıştırılmıştır bu şaraba. Allah’ın has kullarının içtiği bu şarap, bir kaynaktan çıkar ki onlar, diledikleri gibi, diledikleri yerlerde, onu akıtıp fışkırtırlar. Adaklarını yerine getirir onlar ve şerri her yanı saran, kaplayan günden korkarlar. Ve ona ihtiyaçları olduğu halde yemeklerini yoksula ve yetime ve tutsağa verirler, onları doyururlar. Sizi, ancak Allah rızası için doyurmadayız ve sizden istemeyiz, ne bir karşılık, ne bir şükür.   Şüphe yok ki, biz suratları astıran, azabı pek şiddetli olan gün, Rabbimizden korkarız. Derken Allah da korumuştur onları, bugünün şerrinden ve yüzlerine bir parlaklık, gönüllerine bir sevinçtir, vermiştir. Ve sabretmelerine karşılık da mükafatları cennettir ve ipeklilerdir.....

Devam edecek

KUR’AN-I KERİM’DE EHL-İ BEYT II.....
Gökhan Demir

KUR’AN-I KERİM’DE EHL-İ BEYT II.....