TEVBE, İSTİĞFAR II.....

Dünden devam eden

         Mü’min günahlarında ısrar etmediği gibi, Allah’tan da ümidini kesmez. Bilir ki O’ndan Hüseyin b. Zeyd, rivâyet eder: “Ebu Abdullah (Ca’fer es-Sâdık aleyhisselâm) şöyle buyurdu: Resûlullah (s.a.a.) buyurmuştur ki: İstiğfar etmek ve lâ ilâhe illallah demek, ibâdetlerin en hayırlısıdır. Aziz ve Cabbar olan Allah; ‘Bil ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. Günahlarının bağışlanmasını dile!’ buyurmuştur.” (Ebû Ca’fer Muhammed b. Ya’kub b. İshak el-Kuleynî, Usûl-i Kâfî, c.2, s. 804)

TEVBE, İSTİĞFAR II.....
Prof. Dr. Haydar Baş

TEVBE, İSTİĞFAR II.....

Bir kudsi hadiste Cenâb-ı Hakk şöyle buyurdu: Enes (r.a.) rivâyet etmiştir: “Allah (c.c.) buyurdu ki:

Ey insanoğlu! Sen Bana duâ ettiğin ve bağışlanacağını umduğun müddetçe senin günahlarını bağışlarım.

    Ey insanoğlu! Günahların gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa bile, çokluğuna aldırmayarak Benden mağfiret dilersen, seni bağışlarım. Ey insanoğlu! Bana ortak koşmayarak yeryüzünü dolduracak kadar günahla gelsen, Ben seni daha çok olan mağfiretimle karşılarım.” (Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihîn, Tirmizî’den)

    Ebû Said Sa’d b. Mâlik b. Sinan el-Hudrî (r.a.) rivâyet etmiştir: “Peygamber Efendimiz (s.a.a.) buyuruyor ki: Sizden önce yaşayanlar arasında bir adam vardı. Doksan dokuz kişi öldürmüştü. Sonra, ‘yeryüzünün en büyük âlimi kimdir?’ diye soruşturdu. Ona bir râhip gösterildi. Râhibin yanına gitti ve şunu sordu:‘Doksan dokuz adam öldürdüm, tevbe etsem kabul olur mu?’ Râhip cevap verdi: ‘Senin tevben kabul olunmaz.’ Bunun üzerine adam râhibi de öldürdü, böylelikle yüz kişiyi öldürmüş oldu. Sonra; ‘yeryüzünün en büyük âlimi kimdir?’ diye araştırdı. Ona âlim bir kimseyi gösterdiler. Âlimin yanına gidip, ‘Yüz kişi öldürdüm, tevbe etsem kabul olur mu?’ dedi. Âlim şöyle cevap verdi: ‘Evet, seninle tevbe arasında kim engel olabilir? Falan yere git. Orada Allah’a ibâdet eden insanlar vardır, sen de onlarla beraber Allah’a dua et, artık kendi köyüne dönme çünkü orası kötü bir yerdir.’ Âlimin bu cevabı üzerine adam yola çıktı; ancak yolun yarısına vardığı zaman öldü. Rahmet melekleri ile azap melekleri bu adam üzerinde tartışmaya giriştiler. Rahmet melekleri, ‘Bu adam, candan tevbe ederek ve kalbini Allah’a yönelterek geldi’ dediler. Azap melekleri, ‘Bu adam, hiçbir iyilik yapmamıştır’ diyerek karşılık verdiler. Bu konuşmalardan sonra insan kılığında bir melek bunların yanına geldi.   Melekler onu kendi aralarında hakem kabul ettiler. Melek şöyle dedi: ‘İki taraf arasındaki uzaklığı karşılaştırınız, hangi tarafa daha yakın ise adam o tarafındır.’ Bunun üzerine her iki tarafın uzaklığını ölçtüler; adamın varacağı yeri daha yakın buldular. Bu yüzden adamı rahmet melekleri aldılar.” (Buhârî, Enbiyâ, 54/5, IV, 149 ve Müslim, Tevbe, 46-8, s. 2119; Katâde an Ebî’s-Sıddîk en-Nâcî an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler)

   Bu konuda; “O adam, insanları iyi olan köye bir karış daha yakın bulunduğu için o köy insanlarından kabul edildi”“Allah, öteki köye uzaklaşmayı, beriki köye de yakınlaşmayı işaret etti ve ondan sonra meleklere, ‘İki köy arasındaki uzaklığı karşılaştırınız’ dedi. Karşılaştırma sonunda, insanları iyi olan köye bir karış daha yakın bulunduğu için adam bağışlandı”“Göğsü ile insanları iyi olan köye doğru yönelerek ötekinden uzaklaştı” rivâyetleri vardır. (Buhârî, Enbiyâ 54/5, IV, 149 ve Müslim, Tevbe 46-8, s. 2119; Katâde an Ebî’s-Sıddîk en- Nâcî an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler)

   Nu’mân b. Beşîr’den (radiyallahu anh); “Peygamberimiz buyuruyor ki: Kişi günah işler ve, ‘Artık ben asla bağışlanmam’ derdi. Bunun üzerine Allah ‘(Kendinizi) ellerinizle tehlikeye atmayın, ihsan edin! Allah ihsan edenleri sever’ meâlindeki âyeti (Bakara, 2/195) indirdi.” (Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr; Heysemî’ye göre isnâdın da râvileri sahîh ricâlindendir, Mecma’ VI, 317)

   Cenâb-ı Hakk; “Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe- istiğfar ederler. Zâten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler”( Âl-i İmran: 3/135) buyuruyor.

   Mü’min Allah’ın bu hitabıyla hayat bulur. Mü’minin Allah ile olan münasebetine son derece önem atfeden İslam, ümitsizliğe düşülmesini uygun görmez. Hatta ümitsizlik hâli, küfür olarak kabul edilir: “Kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” (Yûsuf: 12/87)

 

Prof.Dr. Haydar BAŞ   Dua ve Zikir Kitabı sayfa : 705 /723

Yazıyı hazırlayan: Gökhan Demir

Devam edecek